İsmail ARSLAN

Allah, tanrısının sırtına binerek, onu emeline dehleyenlere fırsat vermesin

İsmail ARSLAN

İlahiyat fakültelerine mekasıt ilmi zorunlu ders olarak konulmadıkça dini orta çağa gömmekten kurtulamayız. Kuralın gayesi nediri ortaya çıkarma ilmi.
Mesela deniz mahsullerinden midye istiridye neden yenmez veya yenir? Tiksinti iğrenme mideyi kaldırma yaşanıyorsa mesela kişisel olarak yenmez gibi. Sünnet olan misvak mıdır, ağız diş temizliği midir gibi.
--
Yanılgı noktası, değer yargısını "değer" sananların neler yapabileceklerini hesaba katmamaktır. Halbuki dünya böylelerin tahribatlarının eserleri ile tıklım tıklımdır.
--
Yarım yamalaklık kadar korkunç bir düşman yoktur.

Etki tüccarı, emel pazarlar.

Marifeti iknadır. İkna edilmişlerin hepsi aynı lahananın yapraklarıdır.
-- 
2000 lira ücret verdiği modern iş kölesine: "İdareli harcamak lazım, gözünün önüne bakmalı insan. Ekmek yediği yere nankörlük yapmamak. Allah'a şükretmek çok önemli." nasihatlarını veren iş adamı, o akşam 2000 lirayı üç beş arkadaş bir sofrada yiyor ise, o işçinin şükür transını bozanın dişini sökmemesi gerizekalılığındandır.
--
Bizim memlekette karizmatik liderliğe ve cemaat yapılanmasına itibar o safhadadır ki partilerimiz bile cemaat kurgusuncadır ve parti liderleri de bildiğiniz şeyh modundadır. Bunun sebebi biri çıksın beni kurtarsıncılığın insanımızın dnasına işlemiş olmasındandır.
--
Gençlerin sohbet edebilecekleri, sözüne, fiiline güvenebilecekleri, kendisinden kendilerine bir zarar gelmeyeceğine emin olacakları amcalara teyzelere ihtiyaçları var, lakin yaşı kırkı geçmiş olmasına rağmen kendini hala onsekizindekilere denk zannedenler ne gençlere o güveni verebiliyor, ne de amca teyzeliği kabullenebiliyorlar.
--
Beni devlette bir yerlere yerleştirsinler de nasıl olursa olsunculuk ve cennete soksunlar da nasıl olursa olsunculuk varken bu insanları kullanmayanlar tabii ki ahmaktır.
--
Bendeniz Başkanın her şeyden anlamasını ve her hususa dair bir sözü ve fiili olmasını beklemiyorum. Sadece işleri ehillerine havale etmesini umuyorum.
--
Beğenmediği, yetersiz bulduğu yönetim sistematiğini değiştirme adına yönetime talip olup, yetki aldıktan sonra, değiştirmeye ahdettiği nizama rahmet okutturacak zulümlere imza atanlara, idareyi eline yüzüne bulaştıranlara ne demek isabetli olurdu demiyorum, onlardaki davanın nefslerini ihyadan ibaret olduğunu göre bile o yetkiyi onlara verenlerin hamakatının gereğidir bu demekten başka.
Engelli yurttaşlara yaptıkları zulmü mahkemelerde net şekilde ortaya koyarak, haltlarına yargı kararları ile mani olunmasına rağmen, ısrarla bu zulme devam edenlerin tek çıkarımları eğer, dava açmayanlar, tıpış tıpış nasıl olsa ödüyorlar, kasa doluyor yaklaşımi ise, umarım bu topraklarda bir daha asla din ile arzı endam ederek yetki dilenenlere Allah fırsat vermez.
Ağır mı oldu? Çok az bile oldu der susarım.
--
Allah, tanrısının sırtına binerek, onu emeline dehleyenlere fırsat vermesin amin
--
Bizim insanımızın en büyük defosu, kör itaat ve yandaşlığına toz kondurtmama. Hakkı ve hakkaniyeti öncelemede ihmalkarlık. Allah intibahlar versin hepimize. Amin
--
Bizim memlekette babasının soyadı, ünvanı ve mensubiyeti sayesinde bir yerlerde ne kadar çok insan var. Bunu kıramaz isek kırım kırım kırılacağız.
Liyakatlı ama derseniz, ahlaki değil yine de.
 
 

Yazarın Diğer Yazıları