İsmail ARSLAN

Başroldeki figüranlar

İsmail ARSLAN

Geçen İmam Hatipli, öğretmenlikten terör iltisaklı sendika üyeliği gerekçesi ile uzaklaştırılmış, engelli (epilepsi tanılı) çocuk sahibi bir baba geldi ve çocuk adına 2013'te 1 yıl süreli rapor ile alınan araca dair 2014,15,16,17 ve 18 tarihli gönderilen MTV ödeme emirlerine ne yapabileceğimizi görüştük. Bir avukata vekalet vermiş, ama avukat süresinde dava açmamış. Müvekkil vergi dairesine başvuru yapmış, son yıl yeni tarihli rapora istinaden tarhiyatı kaldırdıklarına, aradaki vergiyi ise ödemeleri gerektiğine dair cevap gelmiş. Bu yazıya istinaden dava açmak için vekaletname çıkarmasını istedim. Usulen tarhiyatlar doğru, 1 yıl süreli rapor ibraz edildiğinde o yıla ait MTV alınmamış, ama sonra rapor sunulmadığı için tarhiyat yapılmış ve son sene, yeni rapor ibraz edilince, son yılın vergisi de terkin edilmiş. Lakin aradaki yıllarda çocuk hala engelli ve kanunun ruhu bu vergilerin terkin edilmesi gerekliliğini ifade ediyor. Açtık davayı ve dava reddedilir ise, davayı süresinde açmayan avukata rücu etmeyi düşünüyorum. (Not: Bu tarz rahatsızlıklarda 18 yaş altına sürekli rapor vermiyorlar. Daire de yeni rapor getirmelisin tarzı bir uyarı yapmadan vergiyi tahakkuk ettiriyor.)
--
Yakında bir vergi inceleme raporu inceledik üstad yeminli mali müşavir arkadaşlarla. 10 numara yağ alınıyor (alımlar gerçek) ve fakat yağ, araç yakıtı olarak kullanılıyor. ÖTV ve KDV vergi ve ziyaları hususunda tarhiyatlar haklı. Vatandaşa uzlaş dedik defteri bunlar açısından bizde kapattık. Özel usulsüzlük de kesilmiş ki burada idare haksız. Ya git yarısını öde ya da ücreti mukabili sadece bu yönden açalım davanızı dedik. Henüz dönüş yok. Vergi hukukunda açgözlü olmak tüm yurttaşların hukukuna tecavüze neden olabilir. İyi incelemek ve haksızlığı savunmama ilkesini şiar edinmek doğru olandır diye inanıyorum.
--
İşini hassasiyetle yapan, alanın uzmanlarından teknik destek alarak savunma mesleğini hakkını vererek yapmaya çalışan bir vergi hukuku avukatı, hem müvekkile, hem devlete nimettir. Zira bu avukat hem müvekkilinin hakkını yedirtmez, hem de devletin kasasına hakkı olmayanın girmesine mani olarak hazinenin kirlenmesine mani olmaya çalışır.
Bu idrakı, özellikle bu alanda avukatın gerekliliği noktasında idareden bekliyoruz.
--
Adil olmak maharet değil, adil kalabilmek hünerdir, aynen insan doğmanın tabii, insan kalabilmenin olağanüstü olduğu gibi. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları mö 3421
--
Başroldeki figüran muamelesi görebilir mi
Hayatlarımız çok değerli. Zamanımız çok az... Bize verdi Veren! Bizim tasarrufumuza hem de...
Zimmetledi 'işte şu vakte kadar' diye... Akıp geçiyor zaman ve güzellik kalıyor, ne de yakışıklılık... Ne zeka, ne kudret...
Yaşamımız içinde tuhaf şekilde ilişikli olduğumuz her hayat bizi yönetmeye, kontrol etmeye çalışıyor. İlişikli olduğumuz hayatlarda da yaptığımız aslında sadece bu....
Kurtlar sofrası mubarek! Kim daha çok lokma kopardı kâr hesabı...
Herkes senaryosunu başkasının gözüne dayıyor: Bu ol! Bu güzel rol! Bizim senaryolarımız da havalarda uçuşuyor tabi laf arası!
Hiç mi kıymetim yok, sizli olmayan yaşamımda takdir edemediğiniz?
Hiç mi değeriniz yok, varlığınızla bende değilken siz?
Ona böyle, buna şöyle ile geçen zamanın içindeki sadece bize ait olan saklı mutluluklar neden göze batıyor?
Benimle mutlu ol, bensiz pislik...
Birine vermek istemediği bir şeyi 'ver diye' dayatmak ve ondan onu bir punduna getirip almak, niye aldıktan sonra kıymetsizleşiyor?
Neden karşındakini basit hissettirmek? Bu beni yüce mi yapıyor? Madalya mı takıyorlar!?
Verdiği kadarını almak mı? O da ne be!? E şey! saygı filan kem küm... Hadi ordan... Benim kendime saygımın kanalizasyonunun önünü tut sen!
İsmail'i seviyorum, onun incinmesini istemiyorum! Ahmed'in hatırı çoktur yanımda, asla üzmemeliyim onu! Mehmet mi? Of ya! Onu kıramam ki! Bunlar mı insanı kendi olmaktan uzaklaştıran? Ya da bu bir göz boyama mı? Kimliksizliği örtme telaşı....
İsmail beni seviyorsa, neden ondan alakasız bana özel bir şey yapmamdan inciniyormuş da? Ben İsmail'in kağnısının öküzü müyüm? Ahmed'in hatırı varsa bende, benim onun yanında hiç mi hatırım yok? Yoksa hatır, Ahmet için, beni görmek istediği hale mi ait?
Neden kimliğimle kabul görmem için, birilerinin kimliğinin gerisini silmek zorundayım?
Tamam tatmin edelim ilişikli hayatlarımızı keyflerince; ama kendi yaşamımızı da birilerine kösmeden, birilerinde kösülmeden yaşayalım...
Zaten herkes bunu yapıyor da az çok, itirafı üfürük sesi geliyor! Bıkmışsan, başkalara yaşamaktan çekilmek istiyorsan, bil ki o başkalarının kakalı sözlerinin muhatabı olacaksın.
Sevgi denilen şey, tam bir menfaat kumpasıdır böylesi çapsız ilişkilerde...
Vermek istemediğin hile veya şefkat ile alınıyorsa Verdiğin kıymetsiz addediliyorsa... Ondaki kadar seni seven, seni kendin olarak gördüğünde senden yüz çeviriyorsa, o seni değil kendini sevmiştir. Değmez be!...
 
Böylelerin sevgisinin peşinde ömrünü tüketeceğine Böyle biri olacağına...
Var adam gibi adam olacağın ve seni sen olarak kabul edeceklerin nefretine sığın, daha yeğdir...
Buna engel olmak isteyenler, bundan haz etmeyenler; emin ol, senin kendini sandığın alçaklığın bin kat daha alçaklarında sürünüyorlardır. Çünkü onlar da senin yaptığını yapmaya ne inanç ve ne de yürek var...
Oyun oynarken oyunun içindeki oyunun oyununda bile yoklar onlar...
Senin filminde kendini başrol sanan figüranlar...
Hep senin yüzünden ama!
Sen onları böyle şımartansın ve onların filminde ezilen!
Bunlar mı seni sen olmaktan alıkoyanlar?
Git işine be kardeşim, git işine...
--
Rızası vardı diye, talebenin para ihtiyacını kullanarak, onu istismar edene senin ülkenin hukuku layık olduğu cezayı vermese de İlahi adaletten kaçış yok ey bu işlere dalıp yolunu şaşırmış akılsız!
 

Yazarın Diğer Yazıları