İsmail ARSLAN

Devletin partisi olmaz

İsmail ARSLAN

Devletin partisi olmaz. Dün CHP idi devletin partisi, bugün AKP, MHP algısı kabul edilemez.
Devlet parti odaklı iş tutmaz, her zihniyetten, liyakat sahibi herkese imkanlarını seferber eder. Türkiye ütopyam budur ve bendeniz toy (şura) perspektifli, siyasi etik yasası ile denetlenebilir başkanlık sistemine geçiş yapılmadan yönetim sıkıntısının halledileceğine inanmıyorum.
-- 
Halâ 'biz kendimizi anlatamadık' faslındalar ki bu faslı kapatıp, 'millet bize ne dedi' faslına geçmelerinde fayda olsa gerek.
--
Memleketin kendini dindar olarak niteleyen insanlarının bir kesiminin en ciddi problemleri, problemlerin çözümünü birilerine bırakma eğilimleri olsa gerektir. Zira genelde hep bununla vuruluyor ve sömürülüyorlar. Şeyh efendisi onu sırattan koyun cebinde geçirecek beklentisi ile onun huzurunda girmediği kılık kalmayan beyefendi/hanımefendi bu dinin en önemli kaidesini yani tevhidi bu hayale fütursuzca kurban ediveriyor, ya da ona hizmet etmek için ondan yetki dilenenin hizmetçiliğine gönüllü talip olabiliyor.
Tüm bunları din ile ilişiklendirdiği için de Allah işlerini asan etmiyor.
--
Yaşamın kıyıları vardır ve kıyılarda kıyılanları... Mailis Nalars
--
3 4 yaşındaki çocuğa tecavüz ederek öldürene hapis cezasını uygun bulan hukuk sisteminde benzer suçlar katlanacak artar ve çocuğun cinsel obje olarak sunumlanmasına gıkı çıkmayan bir devlet de olmasa daha iyidir.

Bu gibi suçlarda ödetici adaleti gözeterek ceza karşılıksız kalır önleyici adalet gözetilmelidir.
--
Vasıfsızı, sırf görüşünde veya hizmetinde olduğu için, vasıflıya tercih etmek, dindarlar arasında meşrulaşmış bir halttır.
--
Hırs hasta eder ve kişiliği bozar... Yok edenler, çalanlar, zorbalık yapanlar sadece hırs ve hasedin kullarıdır. 

Din ve kutsal ile kandıranlar en büyük yanılgı içindedirler, zira ateşin en harlısı onların payına düşecektir. İnanın dediği değerleri hayatında görmediğiniz kim var ise şaklaban ve haindir.
--
Ahlaken tu kakacının imkan bulduğunda ahlakın çanına ot tıkaması ihtimali çok yüksektir. Bu durum, Doğu'nun doğamama, rahimde yuva kurma sorununun eseridir. Bir yansıması da, olsa fena olmazcının olduğunda olanı, gözünün dönmesi, kıymetini bilememesidir.
--
Bazen doğru insanlara yanlış adreslerde ve bazen de doğru adreslerde yanlış insanlara rast gelmek de hayatın bir cilvesi.
--
Ali amca sırtı bize dönük karşıya bakarken, Ali amcanın köpeği tasmasından kurtulup bize doğru koşmaya başlayınca biz ne yaparız?

Azman bir köpek! Allah, onun çenesini güçlü yaratmış. Isırdığında bırakmaz. 

Gardımızı alıp, köpeğin bize saldırmasını mı bekleriz?

Ya da:

Ali amca! Hey! Tut şu köpeğini mi diye bağırırız?

Ali amca ile bir problemimiz yoksa, daha doğrusu Ali amcanın hoşuna gitmeyen biri değilsek ve hatta Ali amca bizi seviyorsa eğer:

Hoşt! Köpek! dediğinde o azman köpek kuzu kesilir. Siner, kuyruğunu bacaklarına sıkıştırıp tasmasına döner.

Şeytan meselesi bu misaldedir.

Şeytanı sahibine şikayetin keyfiyeti:

Eûzu billahi min eş şeytanirracîm'dir.

Şeytanın Sahibi ile problemli değilsek, çağrımıza icabeti va'didir. 
Allah ile de hususi bir bağ kurmak, din emridir. En az derecede farzları yerine getirmek, haramlardan sakınmak.

Allah Teala vaadinden dönmez. Va'idinden dönebilir.

Vaad, letafet, hoşluk adına her ne varsa; va'id azab ve ceza adına her ne varsa diye bilinir.

Yani Allah Teala: ' Şunu şunu yapana cennet vaad ediyorum ' dedğinde bu vaadden asla dönmez. 'şunu şunu yapanı azablandırırım' sözünden ise rahmeti gereği hak Kendisine ait olduğu için vaz geçebilir.

"Şeytan, sizin için bir düşmandır. Siz de onu düşman edininiz. Şüphesiz o, kendine uyanları Cehennem ashabından olmaya çağırır." (Fatır suresi, 6) 

"Beni azdırmana karşılık yemin ederim ki, senin doğru yolunda insanlara vesvese vermek için oturacağım. Sonra onlara, önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaşacağım. Ve sen onların ekserisini şükredici bulmayacaksın." (A'raf suresi, 16-17) 

"Şeytandan sana bir dürtü (vesvese) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. Takva sahipleri, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğunda, tezekkür ederler (düşünürler, Allah'ı anarlar, azabını hatırlarlar...) O zaman artık onlar, gerçekleri görenler haline gelirler." (A'raf suresi, 200-201)

"Eûzü bikelimâtillâhittâmmâti min şerri mâ halak." Bu dahi şeytandan korunmak için tılsımlı cümlelerdendi
 
 

Yazarın Diğer Yazıları