İsmail ARSLAN

İnsan Bu Sözü Anlar

İsmail ARSLAN

En önce ahlak!
Sonra, sonra ne varsa
İktidarın girişimleri ile bazı bankalar konut kredisi faiz oranlarını % 1'in altına düşürmüşler. Böylece kredi çekenler önceye nazaran 100.000 TL'nin üzerinde bir faiz yükünden kurtuluyorlarmış hesaba göre. Lakin dün 250.000 liraya satamadığı eve bugün 350.000 lira fiyat isteyen dünün kısa donlu, bugünün anlı şanlı müteahhitleri o parayı iç etmeden rahat etmeyeceklerdir.
Muhafazakar iktidarlar namazını kaçırmayan, ama kasa kese için her haltı meşru addeden bir insan sınıfına vesile olmadı mı yani?
Boş geçin okullarda tarih, edebiyat, din kültürü vırt zırt derslerini, en önce öğrencilerin ana babalarını zorunlu ahlak derslerine tabi tutun ki, ahlak DNA'ya sinmeden, ne ederseniz edin eğitim adına palavradan ibarettir görüşümce.
--
Siyasi etik yasası söylemini Türk siyasetinde nihayetinde bir parti başkanı dillendirdi.
Yönetim algısı hala kişi bazlı değerlendirildikçe, kurtarıcılar arasından her türlü hain çıkmasını da normal görmek gerekir. Algının ilke odaklı tashih edilmesi gerekmektedir. İnsan hak ve özgürlüklerine (saygılı değil) dayalı, evrensel ahlaki niteliklerin öncelendiği, ilkelere aykırılıkların yaptırıma tabi tutulduğu bir sistem kurgulamadıkça, falanın mehdisi, filanın deccali olacaktır.
Siyasi pozisyonlara liderlik edecek olanlar ilkesel bir bakış açısı gözeterek belirlerir umarım.
A kişisi, B kişisi değil, şu şu niteliklere sahip olması şart kabilinden, şu şu taahhütler alınarak seçilmeliler gibi.
Mesela en basitinden mal varlığında özellikle makamı ilgili bir artış gözlemlendiğinde tüm mal varlığının müsadere edilmesine muvafakatı olmayan biri seçilmemeli. Tanışı, yandaşı vesilesi ile bir makama gelirse canına okunacağına kabulü olan kişi gibi ya da.
--
Partili bilim adamına bir proje siparişi verseler sizce bu coğrafyada ne olurdu proje?
Fikrimce deniz sularının 100 metre çekilmesi için yap bir şeyler projesi sağlam iş yapardı. Mevcut sahil artık kıyı şeridi olmayacağı için ne iş çevirilir kazanılan sahada ama. Para basardı sevgili müteahhidler ve kollayıcıları. Hem yok orman yakıyorsunuz diyenlerin de sesi çıkmazdı.
--
Bendenizin Kuran, hadis ve sair okumalarımın hülasası sadece şudur:
Bir kişinin iyi bir müslüman olmasının ölçütü, asla ibadetlerle ilgili değildir, ölçü ne kadar iyi bir insan olduğudur.
İyi bir insan olmaya devam etmek de esasen en faziletli ibadettir.
--
İnsan Bu Sözü Anlar
İnsan için kemalat dağının zirvesindeki toprak
Aşağıdakinin aynı...
Tek farkı
Aşağıdan yukarı seçilmiyor
Yukarıdan aşağı...
Yukarıda aşağının özlemi
Aşağıda yukarıya heves.
Yaşam ise verildiği kadar var
Ve tanrıcılık oynamak saçma
Tutamadığın nefesin
Hükmedemediğin kalbin
Patronu değilsin.
Birilerinin yaşamını didikleyip,
Dikizleyip geçen zaman da,
Yalnızlığın öfkeli sessizliğinde harcanan da
Son son bittiğinde,
Hamuruna seni kavuşturmada
En çok en sevenlerin
En en dediklerin seferber olacak,
Unutma.
İlk toprağı onlar atacaklar
Mezarına.
Senin işin bittikten sonra
Ardından övgü ve yergi
Tonlarca...
Öveni övdürtecek
Söveni sövdürtecek malzeme demek
Etki demek.
Etki sende keyfe
Ya da kedere neden olmuşsa
Enaniyet demek.
Enaniyet ise kibrin rahmi.
Kalbinde zerre kadar kibir bulunanların
Canları cehenneme denildi.
Kibrimiz fazlaca ve bu kibir ile
Yürüyebilme imkanımız yok.
Üstelik çok ağırlaştırıyor kulluğu kibir.
--
Belki eskiden de vardı; ama bu aralar çok fark etmeye başladım: Bir topluluğu hayatta inandıramayacağın, o topluluğa asla yaptıramayacağın bir şeyi, o topluluğun sözünü dinlediğine söylet, mevzu tamamdır.
Bu sebeple liderliğe değil, ilkelere itimat asıl olmalı. Zamane liderlerine ulaşmak niye mümkün değil, neden civarları kat kat onlar ne talim ediyorsa lider onu söylüyor tarzı insan dolu?
Niye bu liderler her ağızlarını açtıklarında milletin hayrına, menfaatine çalıştıklarını söylerler de attıkları imzalar belli bazı kişilere yarar?
Menfaati olanlarca halka halka sarmalanmış liderin ağzının içine bakanlar, biraz da buradan baksın.
--
Sebzeleri sakın sirkeli suda bekletmeyin
Sebzeleri sirkeli suda bekletmek," eski güzel günlerden" kalan çok yaygın bir uygulama. Sadece bizde değil, dünyada da ev hanımları arasında çok popüler. Neden "eski güzel günler" dedim: Eskiden tek derdimiz sebzedeki mikropları parazitleri temizlemekti. Bugün de amacınız buysa, sirke aradığınız şeydir.
Fakat bugün artık eski salgın hastalıkların devri geçti. Cüzzama frengiye penisilini "basıp" kökünü kuruttuğumuz güzel günler mazi oldu. Şimdi evellalah kansere, kemoterapötikleri, diyabete felce Parkinson'a da hapları "basıyoruz" ama köklerinin kuruduğu falan yok. Devir artık kronik hastalıklar devri. Artık mikroptan değil, kronik hastalıklardan sürünüyor ve ölüyoruz.
Sebzelerdeki pestisit ve herbisit (böcek ilacı ve ot ilacı) kalıntılarını daha güçlendirmek, daha da "etkili" hale getirmek isterseniz sirkede bekletin. Tabii hem böceğe hem kendi vücudunuza karşı! Zaten o yüzden tarım ilaçlarının kullanma kılavuzunda "asitli suyla karıştırın, alkali değil" diye yazıyor. Bu yolla sözü geçen zehirlerin %90'ını daha güçlü ve daha zararlı hale getirebilirsiniz.
Yok temizlemek istiyorsanız, litre başına 2 tatlı kaşığı karbonat erittiğiniz suda yarım saat bekletin. Yapraklı sebze ve otlardaki ilaçların tamamına yakını "alkali hidroliz" denen bir işleme uğrayarak parçalanacak ve yok olacaktır. Meyve kabuklarının da çok büyük kısmı temizlenecektir. İçine nüfuz edenler tabii ki var, ama sonuçta ilacın büyük kısmı kaybolacaktır. işlem bitince durulayın. Bir cihazınız var ve daha da alkali, pH:9 ve üstü su elde edebiliyorsanız silahınız daha da etkilidir.
Sirkeli suda bekletirseniz bunun tersi olacak, pestisitler daha dayanıklı, vücut tarafından temizlenmesi daha zor ve daha zararlı hale gelecek.
En azından bunu yapmayın! Dr. Mustafa Atasoy / İstanbul
--
Halbuki olay çok sade idi:
Sahibi olduğunun sevgilisi olamazsın.
Aidiyet...
Zorlu kavram...
Fark edilince birince bu, fark eden fark oluşturur.
İnsan birine, bir şeye, bir yere ait hissettiğinde en korunmasızlardadır hissettiğine karşı...
Kıymetli tarafından sömürülen yaşam, harcanan enerji ve tükenim...
Asla öyle değil ardından yürür gölge gibi... Her sarılışta yeni bir ısırık.
Afyonlu kezzap
Çürüyen bir ömür...
Ta ki...
 

Yazarın Diğer Yazıları