İstanbul BŞB seçimleri öncesi değerlendirmelerimdir ki seçim sonucu önemli değildi bu tespitleri değiştirmede
--
İstanbul BŞB seçim sonucu ne olursa olsun, sonraki cumhurbaşkanlığı seçimi için rakibini kendi seçen bir irade realitesi kanımca seçim sonucundan daha ciddi analizlere kapı aralayacaktır.
--
Seçimleri kim alırsa alsın, bir öteki sendromu yaşatırsa kazanan, kaybetmiş demektir. Bu ülkede bizbizeyiz ve seçilenlere tek bir hususta yetki veriyoruz: Bizi bir arada tutun, hakkaniyetten ayrılmayın ve bize müreffeh bir hayat sunmak için çalışın.
--
Ne oldu yani şimdi? Hırsız mırsız hain main laflarının, teröristbaşı ile flört etmenin ceremesini tüm size güvenen Ak Parti ve MHP seçmenine yüklemiş oldunuz ve ekonomiyi yine belirsizliğe mahkum ettiniz. Kendi elcağlarınızla yakın tarihte yapılmasının imzasını attığınız başkanlık seçiminde önünüze tayin ettiğiniz rakibinizi yerleştirdiniz. Lakin sizin ne kadar hesap hatası yapma uzmanı olduğunuz bu seçim sonuçları ile netleşti. Yani rakibi ben seçtim rahat geçerim onu hesabınız kof hesap.
--
Diyorlar ki: 'Bu seçim çok da önemli bir seçim değil, altı üstü bir belediye başkanı seçiliyor' evet, öyle olmalıydı, lakin özellikle iktidar bu seçime beka misyonu yükleyerek ve hatta seçim sonuçlarını etkiler öngörüsü ile teröristbaşını bile bu seçimlere bulaştırarak, bu seçimin vizyonunu önümüzdeki başkanlık seçimine taşımış ve seçimi bir belediye seçimi olmaktan çıkarmıştır ki bu minvalde seçim sonunda kimim kazandığının esasen hiç bir önemi de hakikaten yoktur. Konu sonraki seçim mevzusudur artık.
--
Yani şu mu demek olacak eğer seçimlere katılım öncekinden düşük olursa: 'Kürt seçmen İmralı'nin sözünü dinledi. O bir siyasi aktör ve devlete hizmet de ediyor, parlatılmalı' yargısına mı ulaşılacak. Kandil boşaltılacak, HDP silikleşecek ve kandil İmralı'da yakılacak mı diyorlardı yani.
--
Türkiye'nin bölgede sözü geçer bir ülke olması için karizmasını artırma adına adımlar atanların, bu olunca, bunu emelleri için kullanacaklarını düşünmemek ahmaklık olmaz mı?
S 400 vs konularında yapma etme diyenler, bu tehditlere rağmen yapılıp edilmesinin esasen nelere vesile olduğunu hesaplamamışlar mıdır yani?
--
Seçim sonucu ile ilgili bazı partizanlar "göklerden gelen bir karar var" küstahlığı ile sanki kendilerine vahiy gelmiş gibi partilerinin seçileceği söylemini dillendiriyorlar. Halbuki bu bir demokratik seçim ve partilerin hepsi aynı amaçla seçilmek istiyor. Hükmetmek. Biz hükmedeceğiz, göklerden böyle bir karar geldi diyenler en hafif niteleme ile eblehtir. Dini kullanmanın böylesi en başta Allah'ın gazabına vesile olur. Falan partilinin kasası kesesi dolsun için (haşa) tanrısını emel kağnısına öküz niyetine koşacak kadar alçaklaşan için değilse cehennem, ne işe yarayacak.
Bu bir yönetim işi ve süreli üstelik. Seçilenden memnun kalınmazsa sonraki seçimde onu tercih etmezsin, o kadar.
Bu işi bu kadar sulandırmamak lazımdı.
--
Bu gidişle dünün bebek katili, yakın tarihte devlet üstün hizmet madalyası alarak affı şahaneye mazhar olabilir ve önemli bir görevle de karşımıza çıkabilir. Bu katil demişti zaten ben hizmet edeceğim diye. HDP tarafsız kalsın mesajı ile İstanbul belediye seçimlerinde üstlendiği vazife onu yukarıda size şaka gibi gelen durumların ciddi ciddi muhatabı yapabilir.
--
HDP Kandil'i kurgulayanların Türkiye'ye yerleştirdikleri truva atı idi ve bu partiyi gelecekte Suriye ve Irak'ta kurdukları Kürt devletçiklerinin Kürdistan gayesi için Türkiye'de legal güçleri olarak temiz kalması için Kandil'in yok olması gerektiği inancı ile hareket ediyorlar. Biz büyük bir oyunda piyon olduk ki, gerçekten ciddi bir perişanlık bu.
--
Öyle çok ince ince analiz etmeden, gözümün önündeki çıplak gerçeği ifade etmek istedim: İdlip üzerinden ABD ve Rusya Türkiye'ye ortak bir mesaj verdiler. 'Bu işi ancak siz çözebilirsiniz' demek, şu demektir. İslam ile andığımız bu terör şebekeleri üzerinde tasarrufunuz ve gücünüz var. Yani siz olmasanız onlar olmazdı. Gelin siz oradakileri de ülkenize alın ve harap olan üst ve alt yapıyı kaynaklarınızdan siz yapın, Kürt devleti projesine, Kandil'e müdahale karşılığı ses etmeyin. Akdeniz sınırlı Suriye'yi biz imar ederiz, siz geri sahayı imar edin ve yurdunu terk etmek zorunda kalanlara sahip çıkın yeterli.
Hesapları bu ve bu net. Bakalım bizim duruş ne olacak hep birlikte görecek ve yaşayacağız.