İsmail ARSLAN

Kaz Dağları

İsmail ARSLAN

Engel asla mani değil hakikaten 40 yaşında af ile başladığım Ankara Ün Hukuk Fakültesi maceramda 44 yaşında geçirdiğim sağ felç sonrası son sınavıma doktorum riskli bulmasına rağmen felçli olarak girdim ve mezuniyetten hemen sonra felçli olarak aktif staj yaptım ve halihazırda halen felçli olarak vergi hukuku alanında serbest avukatım. Hayat şöyle zor, böyle dardayım filan geçin bunları ve bir imkan kovalayın. Allah gayretleri boşa çıkarmaz.
--
İtaat isteyen, itaate zorlayan, itaati kutsayan alçakların eğlencesi olmaya en yatkın millet, maalesef bizim millettir. Fert olmayı başaramayan insanların, yönlendirildikleri, topluca hareket ettikleri yapılara kendilerini attıklarını görüyoruz. Halbuki fert olamadan asla ideal topluluk olunamaz. Aksi düşünce emeli için insanları kullanmayı mübah görenlerin bakışıdır.
Ham ve kaba kişiliklerin kendilerine kıymet verildiğini sandıkları yapılanmaları kutsayarak itaatleri, fert olma olgusu genel kabul olmadan, sürekli hakim algı olacaktır.
Din tabanlı yapılar bu rezilliğin en bariz gözlemlendiği yapılardır, bu farkındalığa rağmen müşterisi en fazla olan da yine bu yapılardır. Zira buralarda itaati yücelten argümanlar için dipsiz bir kaynak vardır. Allah adı ile şahsına çağıranları tanıyıp uzak durabilmek için tek yöntem yeterlidir. Fert olmaya mani olunup, kişiden bir beklentiye girilmesi kafidir. Bu varsa bir hinlik kesin vardır.
--
Bunun arkasında şu var bu var gibi derin tahlillerde üstün başarılı yurdum insanı, kendi çapsızlığına asla toz kondurmaz.
Bu ülkede biri gelecek bizi kurtaracak inanışı İslam kadar yaygın bir inanıştır.
Bu topraklarda iyi insan olmaya çalışmak prim yapmaz.
İtaat kolay bir rahatlama vesilesidir.
12 13 yaşlarındaki çocuklara cinsel tacizi kınayan yurdum insanı, düğünlerde, yeni girmiş 13 14 yaşına edalı işveli köylü güzeli türküsü ile göbek atar.
İltimas kayırmacılıktan nefret eder, ama devlette bir koltuk için 100 kapıyı çalmaktan gocunmaz.
Ahlak ile arası açık bir dindarlık anlayışına sahip yurdum insanı cennete torpille gireceğine kati iman sahibidir.
Mevki makam sahiplerinin önünde sakın eğilme diyen reislerinin dalkavuklardan bir ordusu vardır yurdum insanının.
--
Kaz dağları altın çıkarma mevzusuna bakışım: 1 ton altın 1 ağaçtan kıymetsizdir. Altın çıkarmak için orman katletmek cinayettir. Altının dünya hükümdarlığı sevdasında bir yabancı işletme marifeti ile çıkarılması ise, ülke, kime ne karşılığı teslim ediliyor diye soranlara hain demekle konudan sıyrılamazsınız dedirtiyor. Teknolojin, gücün mü yok, elleşme, sonraki nesiller bir yol bulurdu. 4 5 dost, akrabanı ihya eden projeye kaynak kazandırma adına ülkenin soluk borusunu kestirirsen, senin de yarının olmaz.
--
Gez dağları
Gör dağları
Del dağları
Çık dağlara kültürümüzde vardı, inkara mahal yok, ama kaz dağları, çök dağlara ile yeni tanıştık, yok yalan.
--
Devletten yer ve imkan kapma amacına odaklanan her yapının önü kesilmelidir. Bu fark edildiği halde, buna sessiz kalan, hatta destek veren tüm siyasiler ve bürokratlar haindirler.
--
İnsan, gayrındaki yaşamlara rahatsızlık vermemeyi becerdiği ölçüde medenidir. Mailis Nalars
--
'Keşke' ikircikli bir kelime. Dışa yansıması berbat ve tiksinti verici. Pişmanlığın kıvırtması... İçleminde üzüntü hissiyatı yoğun, fakat denge adına, denge ayarını bozan bir işlevi var. Kompleks peydahlayan, güvensiz, sorunlu, sığıntı bir kişilik çağrıştırdıkları...
Keşke yapsaydım... Keşke yapmasaydım... Keşke yapsaydı... Keşke yapmasaydı...
İfade edilince bulantı verici bir ikiyüzlülük. Dışa yansıtıldığında, sinyal için kullanıldığında, teşhirin sırıttığı ve sıktığı anlar vardır, biri de bu.
İnsan, iç işlerinde girift sorunlara kompleks çözümler bulmada ve kendini teraziye almada başarılı, dışa sıfatlamadığı her kendine ait olanı bir biçimde farklı yaşam biçimlerine uydurmaya yetenekli bir canlı.
İçe nazarlar, geliştirici idmanlardır. Şunun için yazıyorum: Gördüğüm keşke sahiplerine bakış açım pek iç açıcı değil...
Özgüvensizlikleri ve tutsaklığa alınma temayülleri canımı sıkıyor. Kendinizi oturttuğunuz yere tamam; ama her önünüze çıkan sizi körkütük kullanmak zorunda değil.
Belki birilerinin kendine saygısı vardır, size olmasa bile.
Ayıbını ve keşkesini paylaşan birine beni paylaşmam.
O, muhakkak bir zaman, beni, biriyle keşke ve ayıp mevzusu edecektir. Yalama olmuş bir şey, kaçınamazsınız bundan. Bundan hoşlanmıyorum
İnsan için kemâlât dağının zirvesindeki toprak aşağıdakinin aynı... Tek farkı aşağıdan yukarı seçilmiyor; yukarıdan aşağı... Yukarıda aşağının özlemi, aşağıdan yukarıya heves...
Yaşam ise verildiği kadar var ve insan, tahterevallisinde oyun oynamakla geçiriyor ömrünü...
Bu arada birilerinin yaşamını didikleyip, hükmederek geçen zaman da, yalnızlığın öfkeli sessizliğinde harcanan da son son bittiğinde, hamuruna seni kavuşturmada en çok en sevenlerin en en dediklerin seferber olacaklar...
Senin işin bittikten sonra, ardından övgüler ve yergiler... Öveni övdürtecek, söveni sövdürtecek malzeme demek etki demektir. Etki birinde keyfe ya da kedere neden olmuşsa enaniyet demektir.
Enaniyet ise kibrin rahmidir.
Kalbinde zerre kadar kibir bulunanların canları cehenneme dendi.
Kibrimiz fazlaca ve bu kibir ile bizim yürüyebilme imkanımız yok.
Dipsiz bir yaşamı yaşama fukarasıyız. Beceremiyoruz yaşamayı ve civarımızdaki yaşamlar gözümüze batıyor.
Barışık olmak, haltın da sevabın da hakkını vermek lazım...
Aksi halde öncekiler sonrakilerin sağlamasından başka bir şey değil...
Gecenin bir vakti tek başınayken yapabildiğini, civarında birileri varken yapamaması, insanı itaat tavına getirir...
Artıktan aş çıkaranların derdi ile marjinalitenin göbeğini kaşıyanların derdi aynıdır. Ciltler dolusu sıfatın özünde bu küspelimsiliği daima fark edebilirsiniz...
Geçmişi geleceğe taşımak, geleceğin geçmiş olsunudur...
Hakka değil, çıkar sevdasına öğüt verme ve almayı terk ettiğimizde pespaye öğüt, bunalıma girip kendini uçurumdan atacaktır diye umuyorum.
O zamana kadar her öğüt işinden rant tahvil eden işi tıkırındanın tıkırtısı mideme dokunmaya devam edecek sanırım...
Keşkelerinden duvar örenlerin harcı, öğüttür...
Mailis Nalars
 
 

Yazarın Diğer Yazıları