İsmail ARSLAN

Noktalı tanrı parçası.....

İsmail ARSLAN

HDP'li Pervin Buldan diyor ki;
"İstanbul seçimleri için seferberlik ilan ettik, AKP kaybederse HDP kazanacak, demokrasi, barış ve özgürlük kazanacak."

Aslında demek istediği gayet açık. "Suriye'de bize devlet vaat edenlere hizmet etme fırsatını asla kaçırmayacağız. Zira sonraki adım Irak Kürdistan'ı ile birleşip, Güneydoğu'yu da verilecek destek ile karıştırıp, büyük yahudi krallığının kurulması için hayati önemi haiz Kürdistan'ı böylece kuracağız." olarak yorumlamak daha gerçekçi olurdu bu sözleri.

Ki bendeniz tüm partileri istisna gözetmeden nifak merkezi olarak değerlendiren birisiyim esasen. Bu bakış açısı karşısında beka meselesi söylemini haklı bulduğumu ifade etmeliyim.
-- 
Sevdiğiniz insanlara, gıyaplarında dua edin, onları hayırla anın, bu, onlara verebileceğiniz en kıymetli hediyedir ve size zararı dokunmuş insanları da afuv edin, ıslahlarını dileyin, bu da kendinize yapabileceğiniz en önemli iyiliktir. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları
--
Düşünce şüpheyle bɑşlɑr. Düşünce, tezɑtlɑrıylɑ bütündür. Zıt fikirlere kulɑklɑrımızı tıkɑmɑk, kendimizi hɑtɑyɑ mɑhkûm etmek değil midir. Cemil Meriç Allah rahmet eylesin mekanı cennet derecesi ali olsun amin
-- 
Hala devam ediyorlar ki Allah intibahlar versin vergi idarecilerine. Engelli adına şartlarına uygun şekilde alınan araç için sonra alınan raporda engel oranı düşmüş gerekçesi ile düzenledikleri vergi ceza ihbarnamelerine karşı açtığımız tüm davaları kazanmamıza ve kararlar da onanmış olmasına rağmen, hala aynı hatalı uygulamada ısrar eden idare ödemek zorunda olduğu avukatlık ücretleri için de ödenek yok yöntemi geliştirmiş bulunmakta ki tahsil etmediğimiz ücretin vergisini ise peşin peşin alıyorlar, ne diyeyim bunlara daha
-- 
Devlet gücünü şefkatten alır, istibdattan değil. Devlette en esaslı ilke adalettir. Liyakattan gayrı da atamalar için ölçü batıldır. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları
--
Doktrin döktüresim geldi:

Bizim yargı sistematiğimizde bazen usul, esası ezip nakavt ediyor. Esasta tüm yargılama faaliyetlerinin asli gayesi gerçeğe ulaşmak ve hakkı ortaya koymaktan ibaret olmasına rağmen, bu her zaman mümkün olmayabiliyor. Usul, esası doğru ölçeklerle muhakeme edebilme aracı olma misyonuna çekilmeli ve yargıda usul noksanlıkları ve yanlışlıkları sebebiyle hak kaybına uğranılmasına son verilmelidir
-- 
İki dudağının arasında...
Olur;
olmaz...
Evet;
hayır...

Alt yapısında binlerce gözlem, tahlil, muhakeme olsa kaç yazar, olmasa ne?

Bir sonuç seninle ilişikli doğuyor...
Yaşamının ve yaşamına monte nice yaşamın sonrası seninle şekilleniyor...

Olur dersen bir türlü, olmaz dersen başka türlü bir akış...
Sen belirliyorsun.

Haklı haksızında değilim.
Hem hak dediğin nedir ki?

Bu anın haklılığını yarının haksızlığı olarak milyonlarca milyarlarca defa yaşayan bu dünyada hak mütalaaları ancak geyik muhabbeti.

Nice kültürler nicesinin belini kırma sevdasında belinden oldu.

Ve sonra sen asla tanrı değilsin; öyle mi?
Kararı ile değişen her şeyi değiştirenin gücü adına....

Komik oluyoruz.

İman bu nedenle tuş oldu.
Tanrı sıfatını emelinin hamalı yaptığın için melekût sana küs olmasın sakın!

Ve sonra nasıl olsa,
bir nokta konuluyor.

Noktalı tanrı parçası.....

Sonra bunca ihtişamlı varlığına rağmen yaşamaktan şikayet ediyorsun.

Doğrusu sen sana yaşam engelisin. İstiyor; ama istediğinde başka bir şeyi yapıyorsun.

Yapabilmek, bir küçük parmak hareketi, bir dağı kaldıran.

Bir ses teli titreşimi; okyanuslara dalga kaldıracı etkisi yapan...

Kır ve yanaş...

Ya da nasıl olsa geçiyor zaman...

Çürüyen ömürlerin malikleri, civarlarının hakimleri...

Şu bir hata:

Defolu hata algısı...

Dayatıyor kültür, şu doğru, bu yanlış tarzı bir algıyı...

D.N.A.sında zerre miktar doğal bilgi nakli ile doğmayan bebek, dedesinin babasına doğru ve yanlış çizelgesini talim ile kavramaya mecbur tutuluyor.

Hep bir etki var...

Etkilenen de etkiliyor süreç içinde.

Akıl deniyor süzgeç için; ama aklın mayası küf tutmuş.

Hazır bir çizelge var malum...

Belirlenmiş...

Doğduğun yerin yaşayan hukuku ne diyorsa o...

Bir zaman sonra ister istemez kaptırıp sende kendini en kadim savaşçısı bile oluyorsun o kültürün tezleri adına ölümler doğuracak kadar tutkuyla...

Ve sonra sen, ağzınla istersen kuş tut,

cevherinden tutmuşlar tuttuklarını.

Ayıpları var; günahları, sevapları...

Analarından babalarından asma halılık...

Şu kıtanınki farklı bu zamanınki farklı ne yazar?

Dayamışlar huniyi akıtıyorlar; yersen...

Zamanın da akması var ve her nesile yeniden kör cehalet doldurur o...

Şulelenmiş yaşam,

ve ölü laleler,

çürük kokan bir yasemin...

Birileri öğretmese bütün tarih çöp kutusunda...

Teknoloji, bilim, bütün felsefe ve ne varsa bilgi adına uydurulmuş...

Ben böyle insanlığı, saza tel mi yaparım?

Beyinler, ucu küt kırpma makas kullanan toplum mühendislerinin oyuncağı oldu. Her bir köşede bir hatip, fikir cambazı, zihin budayıcı, his terbiyecisi icra-i sanat peşinde...

Bu kadar yüklenmeye Aynştayn'ın bile zekası vitesten atardı.

Büyük problemlerden birisi de azalmayı, sığmayı becerememek. Ya da kütle ile orantılı olmaması fiillerin. Yani 3 liralıktır da 100 liralık görüntü vermektedir gibi...
-- 
Bir örnek varsa yaşamda, o gibi olma uğraşı, o olunsun ya da olunmasın; olma meraklısı asla kendi olamayacaktır.

Olduğunu yaşatacak, var olamadan da toprak olacaktır.

Böylesi, bir santim özgünlük fark ederse/ettirilirse, ya ölçüsünü alıp kefenler özü, fikri, tavrı; ya da dinine kitabına uymazsa, patlatır şehrin meydanında kıymetinin sahibini...
Ey nefis:

"İmkanlarımın çoğalması için, imkanlarının daralması lazım."

Mevzun bu; lafı ne sündürüp duruyorsun.
 

Yazarın Diğer Yazıları